| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kardere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kardere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Şubat 2012 Pazartesi
Bütün Özellikleri ile Kardere / M. Şükrü GÜNDÜZ
19 Şubat 2012 Pazar
Kanadalı Diplomat Elizabeth MacCallum
22 Ocak 2011 Cumartesi
19 Ocak 2011 Çarşamba
"Heyet diye ben buna derim" / İsmail HİÇDÖNMEZ
Yaşanmış bir hatıra;
“işte ben buna heyet derim” Yine bir yaz mevsimiydi. Ben her yıl olduğu gibi yaz tatilimi köyde, kendi köyüm olan Kardere’de geçiriyordum. O yıllarda Aksu projelerini gerçekleştirmek için Başkan Orhan amcayla (merhum Orhan Bozdemir) sürekli birlikte hareket ederdik. Her akşam gerek kütüphanede gerekse başkanın evinde toplantılar yapardık. Başkan her toplantıya beni mutlaka davet eder ve bizlerin de fikrini alırdı. Bir akşam yine bir karar almak için bizleri topladı köy hizmetlerinden dozer alabilmek için bir dilekçe yazalım, sonrada vilayete gidelim, valiliğe çıkalım. Şeklinde bir karar alındı. Bu iş için başta köy muhtarı, dernek başkanı, ihtiyar heyetinden bir kişi bir de beni seçtiler. İtiraz etmeme rağmen başkan çok ısrar etti. Mutlaka geleceksin dedi. O akşam toplantıdan sonra oturduk valiliğe bir dilekçe yazdık. Dilekçemizde öncelikle güvenlik yolu istedik; yangın önleme yolları istedik, yayla yolları istedik, gezginci arıcılığı yaygınlaştırmak ve geliştirmek için yol istedik; yaylalara çıkabilmek için yol ihtiyacının var olduğunu belirttik buna benzer birkaç madde daha ekleyerek gerekçeli bir dilekçe yazdık. Dilekçeyi o gece evde ben daktilo ettim. Muhtar ve başkan da sabah imzaladı ve sabah erken den vilayete doğru yola çıktık.
Başkan, dönemin muhtarı, heyetten bir kişi ama şu an hatırlayamadım bir de ben. Valiliğin önüne aracımızı park ettik. Doğru içeri girdik. Kapıda polisler vardı bize hiçbir şey sormadılar. Bütün valilikteki birimlerin kapıları sonuna kadar açıktı. Çalışanları çok rahatlıkla görebiliyor hatta başımızla selam veriyorduk. Derken ikinci kata merdivenlerden çıktık. İçeride Vali beyi çalışır vaziyette görünce ben şaşırdım. Kapılar açık randevu yok elimizi kolumuzu sallayarak valinin karşısında kendimizi bulduk.
Vali bey bizi ayakta karşıladı. “başkan hoş geldin” dedi. Başkan da sayın valim “hoş bulduk” dedi. Bizleri tanıttı. Muhtarımız, öğretmenimiz ve azamız deyince vali bey - işte ben buna heyet derim. Başkan, muhtar, aza ve öğretmenden oluşan örnek bir heyet- dedi. Arkasından Başkan: Sayın Valim “biz yine geldik” dedi. Vali bey “başkan sen boynunu eğerek yine geldin de boşa geldiniz, şu anda mümkün değil size dozer vermemiz. Dozerler güvenlik yollarında çalışıyorlar.” dedi.
Bu arada Vali bey bize yer gösterdi. Birer de çay ikram etti. Çaylar içilirken görüşmeler sürerken başkan akşamdan birlikte yazdığımız dilekçeyi Vali beye uzattı… neredeyse bir sayfa olan dilekçemizi Vali bey okudu inceledi. Gözlüklerinin üzerinden şöyle bir süzdü bizleri. Bana dönerek bu dilekçeyi hocam sen mi yazdın? diye sordu. Ben de “birlikte yazdık” dedim. Vali bey (Recep Yazıcıoğlu- Erzincan Valisi ) “yahu gardaşım öyle bir dilekçe yazmışsınız ki bu dilekçeyi geri çevirmek mümkün değil” dedi. Bu arada orada bulunan çikolata kutusunu elime tutuşturarak misafirlere ikram etmemi istedi Vali bey. Ben de misafirlere ikram ettim. Dilekçemizi Vali bey acil olarak köy hizmetlerine sevk etti. Arkasından da Köy Hizmetleri İl Müdürünü telefonla arayarak talimat verdi. Müdür bey “burada muhteşem bir heyet var ben geri çeviremedim gereğini yap Kardere heyetini sana gönderiyorum. Taleplerini ivedili olarak yerine getir” dedi. Birkaç dakika sondada valilikten ayrıldık köy hizmetlerine gittik.
Biz köy hizmetlerindeki görüşmelerimiz sürerken dozer tıra yüklenip yola çıkmıştı. Akşam köye döndüğümüzde dozeri top sahasında görünce hepimiz bayram ediyorduk. Başkan hemen bir bayrak bulup dozerin önüne astı. Kendisi de dozerin paletlerinin üzerine çıkarak hatıra resimleri çektiriyordu. Artık dozer gelmiş Aksu çalışmaları başlayacaktı. Köyde bir sevinç bir mutluluk bir bayram havası vardı. İnsanlar bütün sıkıntılarını unutmuş, hatta kırgınlıklar bir tarafa bırakılmış birlik beraberlik başlamıştı. Herkes inanmıştı. Bu su mutlaka gelecek aylarca alamadığımız dozer artık sağa inmişti.
Ben gerek başkanın gerekse vali beyin konuşmalarına çalışmalarına bizzat şahit olmuş canlı kaynaklardan biriyim. Başkanın nasıl bir çaba sarfettiğini en iyi bilenlerden biriyim. Özelikle beni “köyümüzün öğretmenidir” diyerek tanıtmasını hiç unutamam. Allah rahmet eylesin. Belki aksu geldi, belki cevizlik kuruldu. Belki daha birçok hizmetler yapıldı ama onunla çalıştığım yılları hiç unutamadım. Devamlı o yılları özlüyorum. O’nun bana “siz nasıl eğitimcisiniz, neden aydınlatma görevinizi yapmıyorsunuz” diye çıkışmalarını dahi arıyorum ve de özlüyorum. Tanıdığım çok değerli aydın ve ileri görüşlü bir insandı. Allah rahmet eylesin. Efsane bir vali ve efsane bir dernek başkanıyla tanışmış olmanın mutluluğunu onurunu her zaman yaşıyorum.
İsmail HİÇDÖNMEZ
“işte ben buna heyet derim” Yine bir yaz mevsimiydi. Ben her yıl olduğu gibi yaz tatilimi köyde, kendi köyüm olan Kardere’de geçiriyordum. O yıllarda Aksu projelerini gerçekleştirmek için Başkan Orhan amcayla (merhum Orhan Bozdemir) sürekli birlikte hareket ederdik. Her akşam gerek kütüphanede gerekse başkanın evinde toplantılar yapardık. Başkan her toplantıya beni mutlaka davet eder ve bizlerin de fikrini alırdı. Bir akşam yine bir karar almak için bizleri topladı köy hizmetlerinden dozer alabilmek için bir dilekçe yazalım, sonrada vilayete gidelim, valiliğe çıkalım. Şeklinde bir karar alındı. Bu iş için başta köy muhtarı, dernek başkanı, ihtiyar heyetinden bir kişi bir de beni seçtiler. İtiraz etmeme rağmen başkan çok ısrar etti. Mutlaka geleceksin dedi. O akşam toplantıdan sonra oturduk valiliğe bir dilekçe yazdık. Dilekçemizde öncelikle güvenlik yolu istedik; yangın önleme yolları istedik, yayla yolları istedik, gezginci arıcılığı yaygınlaştırmak ve geliştirmek için yol istedik; yaylalara çıkabilmek için yol ihtiyacının var olduğunu belirttik buna benzer birkaç madde daha ekleyerek gerekçeli bir dilekçe yazdık. Dilekçeyi o gece evde ben daktilo ettim. Muhtar ve başkan da sabah imzaladı ve sabah erken den vilayete doğru yola çıktık.
Başkan, dönemin muhtarı, heyetten bir kişi ama şu an hatırlayamadım bir de ben. Valiliğin önüne aracımızı park ettik. Doğru içeri girdik. Kapıda polisler vardı bize hiçbir şey sormadılar. Bütün valilikteki birimlerin kapıları sonuna kadar açıktı. Çalışanları çok rahatlıkla görebiliyor hatta başımızla selam veriyorduk. Derken ikinci kata merdivenlerden çıktık. İçeride Vali beyi çalışır vaziyette görünce ben şaşırdım. Kapılar açık randevu yok elimizi kolumuzu sallayarak valinin karşısında kendimizi bulduk.
Vali bey bizi ayakta karşıladı. “başkan hoş geldin” dedi. Başkan da sayın valim “hoş bulduk” dedi. Bizleri tanıttı. Muhtarımız, öğretmenimiz ve azamız deyince vali bey - işte ben buna heyet derim. Başkan, muhtar, aza ve öğretmenden oluşan örnek bir heyet- dedi. Arkasından Başkan: Sayın Valim “biz yine geldik” dedi. Vali bey “başkan sen boynunu eğerek yine geldin de boşa geldiniz, şu anda mümkün değil size dozer vermemiz. Dozerler güvenlik yollarında çalışıyorlar.” dedi.
Bu arada Vali bey bize yer gösterdi. Birer de çay ikram etti. Çaylar içilirken görüşmeler sürerken başkan akşamdan birlikte yazdığımız dilekçeyi Vali beye uzattı… neredeyse bir sayfa olan dilekçemizi Vali bey okudu inceledi. Gözlüklerinin üzerinden şöyle bir süzdü bizleri. Bana dönerek bu dilekçeyi hocam sen mi yazdın? diye sordu. Ben de “birlikte yazdık” dedim. Vali bey (Recep Yazıcıoğlu- Erzincan Valisi ) “yahu gardaşım öyle bir dilekçe yazmışsınız ki bu dilekçeyi geri çevirmek mümkün değil” dedi. Bu arada orada bulunan çikolata kutusunu elime tutuşturarak misafirlere ikram etmemi istedi Vali bey. Ben de misafirlere ikram ettim. Dilekçemizi Vali bey acil olarak köy hizmetlerine sevk etti. Arkasından da Köy Hizmetleri İl Müdürünü telefonla arayarak talimat verdi. Müdür bey “burada muhteşem bir heyet var ben geri çeviremedim gereğini yap Kardere heyetini sana gönderiyorum. Taleplerini ivedili olarak yerine getir” dedi. Birkaç dakika sondada valilikten ayrıldık köy hizmetlerine gittik.
Biz köy hizmetlerindeki görüşmelerimiz sürerken dozer tıra yüklenip yola çıkmıştı. Akşam köye döndüğümüzde dozeri top sahasında görünce hepimiz bayram ediyorduk. Başkan hemen bir bayrak bulup dozerin önüne astı. Kendisi de dozerin paletlerinin üzerine çıkarak hatıra resimleri çektiriyordu. Artık dozer gelmiş Aksu çalışmaları başlayacaktı. Köyde bir sevinç bir mutluluk bir bayram havası vardı. İnsanlar bütün sıkıntılarını unutmuş, hatta kırgınlıklar bir tarafa bırakılmış birlik beraberlik başlamıştı. Herkes inanmıştı. Bu su mutlaka gelecek aylarca alamadığımız dozer artık sağa inmişti. Ben gerek başkanın gerekse vali beyin konuşmalarına çalışmalarına bizzat şahit olmuş canlı kaynaklardan biriyim. Başkanın nasıl bir çaba sarfettiğini en iyi bilenlerden biriyim. Özelikle beni “köyümüzün öğretmenidir” diyerek tanıtmasını hiç unutamam. Allah rahmet eylesin. Belki aksu geldi, belki cevizlik kuruldu. Belki daha birçok hizmetler yapıldı ama onunla çalıştığım yılları hiç unutamadım. Devamlı o yılları özlüyorum. O’nun bana “siz nasıl eğitimcisiniz, neden aydınlatma görevinizi yapmıyorsunuz” diye çıkışmalarını dahi arıyorum ve de özlüyorum. Tanıdığım çok değerli aydın ve ileri görüşlü bir insandı. Allah rahmet eylesin. Efsane bir vali ve efsane bir dernek başkanıyla tanışmış olmanın mutluluğunu onurunu her zaman yaşıyorum.
İsmail HİÇDÖNMEZ
18 Ocak 2011 Salı
15 Ocak 2011 Cumartesi
Kardere'de Bir Başarı Öyküsü
Hayallerinin peşinden giderek KARDERE'de Bakırcılık Sanatını başlatan ve bugünlere getiren;
Umutlarını Bakır'a nakşederek yaşamın her alanında var olduğunu gösteren idealist, girişimci ve çalışkan insanlarımızın öyküsü.
Kardere'de Otantik Araç-Gereç Koleksiyonu / Abdullah Bozdemir
Sessizce hayatlarımızdan çekildiler. Artık onlara ihtiyacımız yoktu çünkü! yoktu karasabana artık ihtiyacımız, dövene, harman makinesine, gaz lambasına… atıldılar, kırıldılar, satıldılar birer birer!...
Oysa onlar el emeği, göz nuruydular… makinelerde üretilenlerden çok farklı, çok anlamlıydılar; çoğunun bir eşleri daha yoktu… onları yok ederken, yok olmalarına seyirci kalınırken geçmişimizin izlerinin de bir şekilde yok edildiğini pek düşünmüyoruz maalesef…Herkeste olmasa bile mutlaka bir yerlerde toplanmalı sergilenmeliydiler; bu izler silinmemeliydi! Bu kültürel mirasın değerlendirilmesi bireysel çabaların yanında gönül isterdi ki kurumsal düzeyde de ele alınsın…
Bu konuda ki sevindirici haber, bireysel çabaların her geçen gün artmasıdır. Ancak burada önemli olan kişisel tasarruftan ziyade bu koleksiyonların toplumumuzla paylaşılmasıdır. Buna en iyi örnek köy ziyaretimizde görme ve kayıt etme imkanı bulduğumuz Binali Bozdemir’ in Otantik Araç-Gerek Koleksiyonu oldu.
Kardereli zanaatkarlardan Binali Bozdemir, emeklilik günlerini geçirdiği köyde, kültür mirasımız için çok önemli olan bir çalışmaya imza atmaktadır. Kardere ve yakın yörelerdeki evlerde, tarımda, hayvancılıkta ve ticarette kullanılan araç- gereçlerden oluşturduğu otantik koleksiyonunu bizimle paylaşan ve bunların kullanım amaçlarını anlatan Binali bey, amacının; kıyıda köşede kalmış ve her geçen gün biraz daha eksilen bu kültür mirasımızın son izlerini bir araya getirerek; gelecek kuşakların köyümüzün sosyal ve ekonomik yaşam kültürüyle buluşmalarına bir nebze olsun katkı sağlamak olduğunu ifade etti.
Komşu ve dostlarının bu konuda kendisine çok destek verdiğini; kıyıda köşede kalmış kullanılmayan ürünlerini vererek bu kültürün yaşamasına büyük katkıda bulunduklarını belirterek; kendilerine aracılığımızla bir kez daha teşekkür etti.
Bizde kendisine ve bu değerli koleksiyonun oluşumuna ürünleriyle destek veren tüm hemşehrilerimize kültür mirasımıza yapmış oldukları bu çok değerli katkıları için teşekkür ederiz.
Akpınar / Yusuf Ziya ADEMHAN
Uzun zamandan beri öyküsünü, ıstırap ve mutluluklarını duyarak bizzat bir an önce gelip görüp izlemeyi şiddetle arzulamakta olduğum Kardere’ ye bugün geldiğimde, ününü duyarak merak etmekte olduğum toplum kalkınmasındaki azim ve mücadelelerini, asırlardır temel sorunları olan “AKPINAR” gözesini 3 bin metreden köyün arazilerini sulamak için tüm köy halkı ile ilk çalışma günlerine rastlayarak izleme fırsatını bulabilmiş olmamı, Tanrının bir lütfu olarak kabul ediyorum.
Ben bugün Kardere köylerinden çok daha mutluyum. Çünkü bugün başlamış olan “AKPINAR” ı köye getirme girişiminin inşallah yüzde yüz gerçekleşebileceğine katiyetle inanmış bulunuyorum. Karderelilerin şimdiye kadar köylerine ve bölgelerine maddi ve manevi yönden yapmış olduklarına bundan sonrada neler ve neler yapabileceklerinin en kesin delilidir.
Kardere köylülerinin, köylerinin istikbali için bugün 7’ den 70’ e hepsinin, imece halinde izlemiş olduğum Türklük namına iftihar ve ibret verici çalışmaları yaşadığım sürece gözlerimin önünden ve hayalimden gitmeyecektir. Ancak, burada köylümüzün ülke kalkınmasında insan üstü fedakarlık ve çalışmalarıyla sağlamış oldukları, olumlu sonuçlardan çok büyük gurur ve mutluluk duyarken hala devletin bu köye gerekli desteği gösterememiş olmasından da o ölçüde üzüntü duydum.
Devletimizin bu örnek köye ve örnek insanlara bir an önce el uzatacağı ümidim bana teselli olmaktadır.Kardereli hemşehrilerimi, dernekleri, yöneticileri ve tüm halkıyla içten ve saygı ile kutlarım.
Yusuf Ziya Ademhan
Gazeteci ve Yazar - 1978
Ben bugün Kardere köylerinden çok daha mutluyum. Çünkü bugün başlamış olan “AKPINAR” ı köye getirme girişiminin inşallah yüzde yüz gerçekleşebileceğine katiyetle inanmış bulunuyorum. Karderelilerin şimdiye kadar köylerine ve bölgelerine maddi ve manevi yönden yapmış olduklarına bundan sonrada neler ve neler yapabileceklerinin en kesin delilidir.
Kardere köylülerinin, köylerinin istikbali için bugün 7’ den 70’ e hepsinin, imece halinde izlemiş olduğum Türklük namına iftihar ve ibret verici çalışmaları yaşadığım sürece gözlerimin önünden ve hayalimden gitmeyecektir. Ancak, burada köylümüzün ülke kalkınmasında insan üstü fedakarlık ve çalışmalarıyla sağlamış oldukları, olumlu sonuçlardan çok büyük gurur ve mutluluk duyarken hala devletin bu köye gerekli desteği gösterememiş olmasından da o ölçüde üzüntü duydum.
Devletimizin bu örnek köye ve örnek insanlara bir an önce el uzatacağı ümidim bana teselli olmaktadır.Kardereli hemşehrilerimi, dernekleri, yöneticileri ve tüm halkıyla içten ve saygı ile kutlarım.
Yusuf Ziya Ademhan
Gazeteci ve Yazar - 1978
Yusuf Ziya Ademhan
1928'de Kemaliye'nin Akçalı (Sesik) köyünde doğmuştur. İlkokulu köyünde, ortaokulu Kemaliye'de bitirmiş, Ankara, Altındağ Lisesi'nden mezun olmuştur. Ankara Ulus Gazetesi'nde yazılar yazmıştır. Metin Toker ile çıkardığı Akis Dergisi'nde çıkan yazılan Basın Kanunu'na aykın bulunduğundan üç yıl ceza almıştır. Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nden emekli olmuştur. Sürekli basın kartı sahibiydi. Kendisini doğa fotoğrafçılığına adamıştı. Aynı zamanda şairdi. Köy köy, dağ dağ dolaşmıştır. Erzincan ve Kemaliye yöresinde çektiği fotoğraflarla ünlendi. Adeta çektiği fotoğraflarla yörenin tarihini yazdı. Kemaliye, İliç, Kemah onun fotoğraflanyla anılara yerleşti. Yine bir gün dağlara doğru tırmandı. 6 Temmuz 1991'de Kemah Koçkar köyü yaylalarına doğru gitti. Dört-Beş saatte döneceğini söylediği halde, bir daha dönmedi ve aylarca aranmasına rağmen kendisinden bir daha haber alınamadı.
Fotoğraf : Yusuf Ziya Ademhan
Labels:
Kardere,
Kardere Köyü,
Kemah,
Yusuf Ziya Ademhan
14 Ocak 2011 Cuma
Kardere Köyü (Ihtik-i Ulya) / Yılmaz KURT
İstanbul’da şimdilerde 150 haneye ulaşan Kardere’liler 1951 de “Kardere Köyünü Kalkındırma Derneğini” kurmuşlar. Dernek Başkanı Orhan BOZDEMİR bu işin hakkını vererek, bundan öte gönlünü ve ömrünü bu köye vererek bıkmadan usanmadan hala çalışıyor ve çabalıyor.1959 dan beri bu sıfatını enerjisini muhafaza ediyor. Hele bu köylülerin, 6km mesafedeki Akpınar’ın suyunu, sulama suyu olarak getirmek için verdikleri bir uğraş varki, Sayın BOZDEMİR ve Deniz YÜCEL’den başlayarak herbiri bir Ferhad olup, dağları delmek uğruna da olsa bu suyu köyün üstündeki sırttan aşağı akıtmaya ahdetmiş. Hatta belki sırttan aşağı Akpınar’ın suyu aktığı gün, Şirin’in çeşmeye su doldurmaya geleceğine olan inancın aşkı ve muhabbetiyle bu işe gönül vermişler gibi.
Tabi İstanbul’daki bütün Kardereliler de yekvücut bir halde arkasında. Bunların bir de Kanada’lı Elizabeth Mac CALLUM adında bir hemşehrileri varmış. Erozyonla mücadeleye ve ağaçlandırmaya gönül veren bu insanı köylerine getirmişler. Dernek faaliyeti olarak da, köyün üstündeki 25 hektarlık araziyi orman sahası ilan ederek, 1962 de 60 000 badem, 7000 huş, 5000 çam, 1000 iğde ve 500 karaağaç dikmişler. 1965 de 15 000 çam, 7500 huş, 2500 akçaağaç daha dikmişler olup bugün yaklaşık 200 000 ağaç burada büyümekte va bir orman halini almak üzeredir. Zaten bir zamanlar buralarda büyük ağaçlarla ormanlar varmış. Eski bir hikayeye göre, bu mevkide bir kız, hasmından kendini kurtarmak için bir ağaca tırmanmış ve hiç yere ayak basmadan bir km öteden yere inmiş ve böylelikle tehlikeyi atlatmış.
Köyün Sınırları : (Y.Ihtik-A.Ihtik) Doğusu; Sarıtaş, Serhoş Mağarası, Sağırtaş, Sınır Deresi, Sivri Cendürek, Kaşmer Deresi, Sınır Gediği, Harabe Değirmen, Akpınar, Akkaş, Sırıklı, Sarısırt, Musani Çıralığı ve Gökkıra, Batısı; Atma Çayı, Deve Uçan, Kızıl Kıran, Salın Taş,Karaburun, Mollaoğlu Deresi, Baykuş Deresi, Mangik Yurdu, A.İhtik Odun Yolunu takiben Korkop Susuzu, Korkop Sığır yatağının Başındaki Karataş, Çağıllı Pınar, Kara Mehmet Deresi ve Ahik Yurdu, Kuzeyi; Bergisor Yaylasını takiben karşısındaki Büyüktaş, Diştaş, Davar Yatağı, Lafonun Taşı, Hasan Yaylası, Molla Ahmet Yaylası, Çoban Böğürden ve Hama Yaylasını takiben Şikonun Yaylası, Güneyi; Atma Çayı, Komtarla, Bozikoğlu Çukurunu takiben Fırat Göreneği ve Sarıtaş.
Yılmaz KURT
(1995-1997 Kemah Kaymakamı)
(1995-1997 Kemah Kaymakamı)
Labels:
Kardere,
Kardere Köyü,
Kemah,
Yılmaz KURT
Erzincan Valisi Refik A. ÖZTÜRK 'ün Kardere Anısı
İstanbul' da ki derneklerimize köylerine ceviz fidanı dikmelerini, ceviz ormanları kurmaları çağrısında bulunmuştum. Kardere Köyümüz bunun ilk denemesini yapmış, 5km. uzaktan su getirmeyi kafalarına koymuştu. 40 yıl uğraştılar ve muratlarına erdiler.
Suyu akıttığımız günün töreni hayatımın en güzel hatırasıydı inanın. İnsanların hayata sarılışında ki o inanılmaz sadelikten çok etkilenmiştim.
Refik A. ÖZTÜRK
Erzincan Valisi (2003-2006)
Labels:
Erzincan,
Kardere,
Kardere Köyü,
Kemah,
Refik A. ÖZTÜRK
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





